Seni Dünyalara Değişmem ya da Babamı İki Japon Balığıyla Değiş Tokuş Ettiğim Gün

Babamı İki Japon Balığıyla Değiş Tokuş Ettiğim Gün ya da kısaca BİJBDTEG, yetişkin okurların grafik kısa öykü olarak “sadece” çocukken en sevdiğim kitaptı diyerek ancak kendilerini kandıracakları, çocuklarınsa geleneksel bir resimli çocuk kitabı türünde, büyüyünce de en sevdiğim kitap olarak kalacak diyerek, buna en başta anne babalarını inandıracakları bir kitap. Demem o ki, her yaştan Neil Gaiman ile Dave McKean ortaklığı takipçisinin okuyacağı ve okutturacağı bir kitap.IMG_20160209_102059

Adını bilmediğimiz kahramanımız, küçük kız kardeşi ve gazetesinin arkasındaki babasıyla evdedir. Babam Süt Peşinde’deki ev ortamını anımsatmıyor değil. Baba kendi dünyasında, iki kardeş de birbirlerini sinir ettikleri, oyuncaklarıyla oynadıkları dünyalarındadırlar. Derken kahramanımızın arkadaşı Nathan çıkagelir. Elinde bir fanus, içinde de yüzen iki japon balığıyla.

Kahramanımız o balıkları, karşılığında “her şeyimi veririm” gibi bir çocuk takıntısıyla istemektedir. Transformers robotları, beyzbol kartları gibi kıymetli ve tabii ipleri birbirine karışmış kuklası ve artık suyun üzerinde durmayan eski uzay aracı da, kârlı çıkmayı planladığı eşyaları da dahil, varını yoğunu değiş tokuş etmek için ortaya sürer. Birlikte uyuduğu palyaçosunu bile. Ama Nathan hepsine burun kıvırır. Ancak kahramanımızın aklına harika bir fikir gelir. “Senle babamı değiş tokuş edebilirim.” İnanması zor ama bu teklif sıkı pazarlıkçı Nathan’ın ilgisini çeker. Nihayetinde bir baba iki japon balığından daha büyüktür ve iyi yüzen bir babanın yerini elbette artık yüzemeyen bir uzay aracı goldfish-pg-7-web-lst112484tutamaz.

Nathan, gazete okuyan babayı da alıp gider. Kahramanımızın sinir bozucu ve abisinin yaptığı şeyi başına kakmaya hazır kız kardeşi, annelerinin tepkisinden emindir. Abisi de kardeşinin müzevirliğini bildiğinden susması için onu bağlar. Evet, yapar! Fakat bu büyük yaramazlık ispiyonlanmasa da, evin annesi, babanın yokluğunu er ya da geç fark eder. İki çocuğunu da bu durumu düzeltmeleri, babalarını almadan eve geri dönmemeleri için uyarır. İşte macera da tam burada başlar.

Ne yazık ki, Nathan gazete okumaktan başka bir işe yaramayan babayı başka bir çocukla, başka bir şey karşılığında değişmiştir. Öteki çocukta yine başka bir çocukla ve başka bir şey karşılığında… Bir diğeri, yine başka bir çocukla… O da şehrin ta diğer ucundaki başka bir çocukla… Kahramanımız ve ispiyoncu kız kardeşi şehrin ıssız sokaklarında evden eve, babalarının peşinde dolanıp dururlar. Kapılar suratlarına kapanıp durur. Babalarını nihayet tavşan kümesinde oturmuş, gazete okuyup havuç yerken bulurlar. Ellerindeki tavşanı verip babalarını geri alırlar. Zaten babaları pek de iyi bir tavşan olamamıştır. Sanki başına gelenlerin farkında bile değildir.

Babaları ve babalarının elindeki havuçla eve geri döndüklerinde, annesi bir daha babasını hiçbir şeyle değiş tokuş etmeyeceğine dair kahramanımıza yemin ettirir. Kahramanımız yeminine sadık kalır ama babasını değiş tokuş etmeme konusunda. Kız kardeşiyle ilgili herhangi bir söz vermemiştir ki. Kardeşi de babası kadar sıkıcıdır bazen.The_Day_I_Swapped_My_Dad_for_Two_Goldfish

BİJBDTEG, bu kadar özel bir kitap haline getiren şey tabii ki başta Gaiman’ın kullandığı dil, diyalogların bir çizgi romanın tüm nimetleriyle harmanlanarak aldığı şekil ve çocukluk anlatısındaki doğallığı. Sonra da Mezarlık Kitabı’ndaki çizimlerinden ve yine Gaiman’la ortaklığının harikaları olan MirrorMask ve Crazy Hair’den, en çok da Sandman’den tanıdığımız Dave McKean’in yarı-kolaj resimleme tekniği. Sadece resimleri için bile sahip olunası bir kitap. Metnin yalın dilinin resimlemeyle daha çok konuştuğu ortada. Her bir sahnede seçilen açılar, çizimlerin yanında fotoğraf, gazete küpürü parçalarından oluşturulan fonlar, gerçek objeler, pastel boya izlenimi veren mürekkep çizimler.

İlk defa 1997’de yayınlanan BİJBDTEG’e okurken gülmemek elde değil. Kung Fu Panda’dan sonra beni bu kadar güldüren tek şey. Çünkü özellikle de Türkçe yazılan kitaplarla kıyaslayınca alışık olduğumuz çocuk maceralarından konusuyla epey farklı. Fazla panele sahip olmasa da nihayetinde elimizdeki bir çizgi roman. Türkçede çocuklar için çizgi roman yazan ve resimleyen birer kişi olduğunu düşünürsek (Gönül Öztopuz ve Nalan Alaca’nın Hayallerini Meslek Seçenler serisi) büyüklerin elinden alabilirler inşallah çocuklar.

Kitabın Sonsöz’ünde Gaiman bu alışılmışın dışındaki, tekinsiz öykünün fikrini kimden aldığını anlatmış. Babasını iki japon balığıyla değiştirmek gibi şahane bir fikir kimin aklına gelir ki, demeyin! Gaiman’ın oğlu Michael’ın aklına gelmiş işte! Michael’ın Gaiman’a kızgın olduğu bir gün, Gaiman bir de kalkmış üstüne, “Yatakta olma vaktin gelmedi mi?” diye söylenmiş. Michael daha da öfkelenmiş ve, “Keşke bir babam olmasaydı. Keşke…” demiş. Sanırım o an karşılığında babasını değiş tokuş edebileceği, en çok istediği şeyi düşünmüş ve, “Keşke japon balıklarım olsaydı,” demiş. Bence bir baba, hem de Gaiman gibi bir baba karşılığında iki japon balığı, pek de kârlı bir takas değil! En az üç olmalıydı ya da dört. Yoksa şimdi 10 yaşınıza geri dönseniz babanızı dünyalara değişmez misiniz?

Babamı İki Japon Balığıyla Değiş Tokuş Ettiğim Gün
Neil Gaiman
Resimleyen: Dave McKean
Türkçesi: Sima Özkan Yıldırım
Sırtlan Kitap

 

 

 

Reklamlar