Al sana Dalga!

IMG_1664

Sessiz, sözsüz bir kitap olabilir ama ben dalganın sesini duydum. Ben de karakalem çizilmiş, isimsiz kızla birlikte dalgayla ıslandım, onun kumdaki hoplayıp zıplayan ayak seslerini takip ettim. Vapurdaydım ya da kumsalda. Denizi ben de yaşıyordum.suzy lee

 Bolonya Çocuk Kitapları Fuarı’nda “Artists and Masterpieces of Illustration” sergisinde de kitaptan orijinal bir çizimle karşılaştığımda, 1974 doğumlu Güney Koreli, Suzy Lee’nin son kitabı Wave’in İtalyancasını koşarak aldım. Nasılsa sözsüzdü, nasılsa her dildeydi. Kitabın adının orijinalini bilmesem de herhalde tahmin edebilirdim.

IMG_0843

Bolonya 2016

            Suzy Lee’nin The Zoo ve Shadow’u da çizimleriyle beni nasıl etkilediyse Wave’in de mavisi ve çizimlere yansıyan çocuk bakış açısı, gerçekçiliği hareketlenen bir animasyon gibi geliyordu. Martılar onun adımlarını havadan takip ediyor, duygularını yansıtıyor, dalga sesine martı çığlıkları karışıyor, üstüm başım sırılsıklam oluyordu. Yaklaşan dalgadan hep birlikte kaçıyorduk. Kız dalgalara karşı arsızlaştıkça, martılar da balık mı arıyordu sularda?

wave 1

            Ben bu hikâyeyi, çizimleri bütününü, bir kız çocuğunun kumsalda geçen bir gün, ailesinin yanında ayrılıp tek başına keşfe çıkıp başına ne gelirse razı oluşu olarak okudum. Bir ebeveyn çocuğu ne kadar dikkat et ıslanırsın, düşersin, canını yakarsın dese de, ebeveynin deneyimi çocuğun deneyimi değildir, o hissetmemiştir ki küçükken annesinin başına geleni. Kendi deneyimlemek ister. Dalgalarla konuşacaksa, o dil kendi uydurduğu dil olacaktır. Kendine güveni, adım adım dalgaya kavuşacaktır. Doğaya ve kendine dokunacaktır. Bu küçük deneyimler evrensel değil midir?

wave 6

            Lee’nin tasarımına gelince, karşılıklı iki sayfadan oluşan her yeni sahne, başlarda sol güvenli, sağ sayfa ise beklenmedik, öngörülemez dalganın güvenli sulardan uzak sayfasını temsil ediyor. Öykünün her adımında kız sağ sayfaya doğru yaklaşıyor. Hafif gölgeli karakalemi mavi turkuaz ve beyaz akriliğin sade anlatımı, bembeyaz gökyüzü ve kızın hareketlerindeki gri gölgeler birbiriyle hep tezat hem de uyumlu gidebilen müthiş bir tasarım olmuş.

            Korkuyla ve suyla yüzleştiğindeyse artık sahne daha parlak. Kızın elbisesinin rengiyle gökyüzünün mavisi aynı. Tabii ki hepsini dalganın kendi turkuaz mavisi bu hale getirdi. Bu deneyim hem kıza hem de martılara midyeler getirdi.

wwww.jpg

            Bu hikâye aklıma Disney’in 2016 filmlerinden, henüz vizyona girmesine çok olsa da dört gözle beklediğim Moana’dan bir sahneyi hatırlattı. Okyanusya’da, Güney Pasifik kıyılarında geçen bu animasyonda Moana bebekken okyanusa, dalgalara dokunup okyanusla iletişime geçebiliyor. O da dalgalarla oynuyor midyelerin peşinde.

            Görüşürüz! Ben şimdi deniz kenarında keşfe çıkıyorum… Belki yine midye bulurum.


					
Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s