Neden kimsenin bana kartpostal göndermediğini biliyorum. Çünkü bu kitapları okumadılar! *1*

Zamanın, beni çocukluğuma postaladığı şu ifadeyle belirtmek isterim ki “kendimi bildim bileli” kartpostal koleksiyonu yapıyorum. Babamın da pul koleksiyonu var. Ama annem zarf koleksiyonu yapmıyor. Şu dünyada çok sevdiğim iki yazar/çizer var, onların kitaplarını da kimse basmıyor.

emily-gravett_1818737b-620x310Bahsedeceğim ilk yazar/çizer Emily Gravett. 1972 doğumlu Gravett, 16 yaşında okulu bırakıp kızı Oleander dünyaya gelene kadar 8 yılını eşiyle yollarda, karavanlarda, otobüslerde yaşayarak geçirdi. Çok zorlu geçen hamilelik dönemi sonrasında yerleşik bir hayata geçmeye karar verdiler ve huysuz bir bebek olan Oleander’ı tek sakinleştirebilen şey kitaplardı ve böylelikle en büyük yolculuğuna, çocuk kitaplarıyla çıktı.

Eşi Mik’in işe girmesiyle Emily ben de bir şeyler yapmalıyım yoksa delireceğim diye düşündü ve Brighton Üniversitesi’nde illüstrasyon dersleri almaya başladı. 2. sınıftayken bitirmesi gereken bir proje ödevi olarak sadece 6 haftada yazıp resimlediği ilk kitabı Wolves’la (“Kurtlar”) 2005 yılında Kate Greenaway Medal’ı kazandı ve 2008’de aynı ödülü Little Mouse’s Big Book of Fear (“Küçük Fare’nin Büyük Korku Kitabı”) kitabıyla yeniden alacaktı.

Gravett’in Türkçede yayınlanan tek kitabı, kendisinin resimlediği ama Tostoraman’dan bildiğimiz Julia Donaldson’ın yazdığı Mağara Bebeği. Baskısı tükenmiş olan bu kitap Gravett’in resimleyip yazmadığı tek kitabı. Bir bebeğin mağaradaki, yine kafesleri andıran, yatağından çıkıp bir mamutun sırtına bindiği günlerde geçiyor. Duvar resimleme sanatı konusunda uzman bir annesi var ve bu bebek de annesinden geri kalmıyor. Biraz pis çalışsa da mağara duvarlarına neler karalıyor neler!

Gravett’in kitaplarını hazırlama süreçlerine dair ilgi çekici pek çok detaya ulaşmak mümkün. Little Mouse’s Big Book of Fear’ın sayfalarının gerçekten çiğnenmiş görüntüsüne sahip olması için beyaz bir kâğıda yoğurt sürüp evcil sıçanlarının kafesine koymuş. Onlar da kâğıdı ısırmışlar, üzerine işemişler, gezinmişler, tepinmişler ve Gravett kâğıdı tam zamanında kurtarıp tarattığında kitabı için harika bir arka plan haline gelmiş.

Wolves ve Meerkat Mail (“Mirket Postası”) Gravett’in en sevdiğim kitapları ve yazının başlığında da belirttiğim gibi onlar birer kartpostallı kitap.

Meerkat Mail, bir mirketin çıktığı bir seyahat boyunca ailesine gönderdiği kartpostallar, pullar, gazete küpürleri, hakkında çıkan gazete haberleri, aile fotoğrafları üzerinden tanıklık ettiğimiz bir macera. Mirket Sunny, çok kalabalık bir mirket sülalesiyle Kalahari Çölü’nde yaşıyor. Sunny, kız kardeşleri, erkek kardeşleri birlikte çalışıyorlar, birlikte oynuyorlar, birlikte yiyor içiyor, birlikte öğreniyorlar.

Tıpkı yazarı gibi yollarda olmayı seven bir karakter bir mirket Sunny. Mutluluğu ve “kendine ait odayı” yollarda arıyor. Firavun faresi kuzenlerini ziyarete gidiyor. Çiftliklerden, ormanlardan ve şehirlerden geçiyor ve anlıyor ki ev gibisi yok. Sonunda aile olmayı, bir arada olmayı kutlayan bir kitapla karşılaştığımızı anlıyoruz. Haydi okura yazdığı kartpostalı okuyarak Sunny’le yakından tanışalım: “Merhaba! Umarım bu kitap hoşuna gidiyordur. Bu kitap benim hakkımda! Kızarmış ekmeğin üzerindeki böceklere, gündüz düşlerine ve delikler açmaya bayılırım. Sevgiler, Sunny.”

Kitap 2-8 yaş arası çocuklar için harika bir deneyim sunabilir. Gerçekten zarfından çıkan ve açılan kartpostallarla çocukları kartpostal göndermeye teşvik edebilirsiniz. Bence yanında boş kartpostallar ve zarflar bulundurmak şart.

meerket mail cover

Benim bu kitabın tamamını sadece bir defa okuma şansım oldu. Daha önce çalıştığım bir yayınevinde, postalanmak için paketleniyordu. Çünkü kitap bir başkasına aitti. Çalıştığım yerde de başkasına okuması için ödünç olarak yollanmıştı. Paketlemeyi yapan arkadaşımdan kitabı gizlice alıp okumuştum ve sadece 10 dakika geç paketlemişti. Gravett’in üç kitabıyla o gün tanışmıştım ve kendisiyle de.

İşte bu kitaptan ben de olsaydı. Muhtemelen her hafta okurdum. Anaokulunda geçen günlerimde sık sık kartpostal etkinliği yapar, çocuklara gerçek pullar ve kartpostallar, hatta postacı çantasıyla oyunlar uydururdum. Çünkü yazmanın bir amacı olmalıydı. Onlar da ezberlerinden yazmayı bildikleri ve zaman içinde seslerini tanıyıp yazıp okuyabildikleri kelimelerle kartpostalları doldurmaya başladılar. Bu süreci daha sonra çok daha ayrıntılı bir şekilde yazacağım.

meerket mail

Reklamlar

2 thoughts on “Neden kimsenin bana kartpostal göndermediğini biliyorum. Çünkü bu kitapları okumadılar! *1*

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s